ÇİÇERO

Son dönemlerde yaşadığımız sinema ve film krizlerine ilaç gibi gelen bir film…Girdiği hafta ilk üç gün başarısı ile de bunu kanıtlar niteliğinde… Açıkçası başta gişe başarısı açısından çok ümitli değildim ama gün geçtikçe kalite arayışı her geçen gün çıtasını daha da yukarı çeken bir sinema seyircisi olduğunu görmek ümit verici…

Hatalar, eksiklikler ve hatta saçmalıklar yok mu tabi ki var ama genel akış içerisinde çok dağıtmadan kendini izlettirmeye devam ediyor ayrıca bu tarz da çok az vizyon filmi olduğunu da düşünürsek bence biraz kıymet vermek gerekir. Kısaca Serdar Akar’ ın yönetmenliğini yaptığı, başroller de Erdal Beşikçioğlu ve Burcu Biricik ‘ in olduğu ama geri kalan castın da efsane olduğu ikinci Dünya savaşında Almanya’ nın kaybetmesine büyük etkisi olan türk ajan filmi… 

Genel olarak neden bu kadar yerden yere vurulduğunu anlamış değilim 18 Ocak haftası giren diğer filmleri düşünürsek eğer…Cidden toplum olarak bir şeylere özen gösterilmişse, üzerine düşünülmüş ve denenmiş olduğunda saldırıya geçiyoruz. Ama zaten kötüyse sorun yok zaten beklenen buydu ifadesi takınıyoruz… Genç bir sinemamız var, zorluklar ortada, verilen emekler ortada biraz daha hoşgörülü olamaz mıyız? Yapılan eleştirilerde en garibime giden ise gerçek hikaye değildi denmesiydi… Adamların öyle bir derdi yok ki zaten filmin başında eşek kadar yazmışlar esinlendik diye… Çok merak ediyorsan git araştır… Kısaca kurmaca senaryo yapısına sahip bir film.

Bazı eleştiriler de Erdal Beşikçioğlu’ nun yaşlı olduğu ve daha genç birinin oynaması… Eleştiri kendini eleştiriyor resmen 🙂 Oyunculuğuna laf yok ama değil mi? Sadece yaşlı… Çünkü orada genç yakışıklı biri olmalıydı ki katarsis yapıp Burcu Biricik yerine seni öptüğünü hayal edecektin :)) Sadece opera söylediği sahne sanki bi tık olmamıştı 🙂 O kadar da olur ya… Burcu Biricik yeni nesil oyuncular arasında resmen kendini sıyırdı… Alman aksanı, dansları, beden dilini kullanışı gözleriyle anlattı bir çok şeyi detay vermek istemiyorum ama bu rolle cidden kendini kendine kanıtlamış…

Serdar Akar, aşırı beğendiğim yönetmenlerden olduğu için azıcık torpil geçicem… Açılar, detaylar, renk oya gibi işlemiş resmen sadece o dublaj sahneleri nedir hocam ya o kadar emeğe öyle hata yapılır mı? Görüntü yönetmenin de (Peter Steuger) ayrı bir güzellik katmış filme bence süper ikili olabilirsiniz… 

Sanat ekibinin başarısı hiç hafife alıncak gibi değil, Genellikle dönem işlerinde hep bi açık yakalanılır hatta bu konuda açık yakalamaya çalıştım ama başarılı olamadığım için ayrıca mutluyum 🙂 

Bazı eleştirilerde ne yazık ki çocuklar üzerinden sömürü yapıldığı iddia edilmiş… Ufak bir araştırmayla nazilerin bu konuda yaptıkları göz önünde bulundurursak filmde bu konu çok üstün körü geçildiğini de söyleyebiliriz… 

Yapımcı Mustafa Uslu, Ayla ve Müslüm’ den sonra yine değişik bir yapıyla karşımıza çıkmış kendisini takdir ediyorum bu kadar yüzeysel bir dönemde bu kadar derin işlere yatırım yaptığı için… Ayla’ dan sonra bu film daha bütün bir yapı sunmuş yalnız dikkatimi çeken bir durum daha var… Mısır bilet kavgaları bu kadar tavan yapmışken vizyona girmek biraz fırsatçılık olmamış mı? Bir de neden bazı muhitlerde sadece gold class salonlarda gösterimde filminiz yapımcı damarınız sanat damarınızdan daha mı ağır bastı… Neyse kazandığınız parayı daha iyi ve değişik filmler yaptığınız sürece göz ardı edebilirim :))

Yazı oluşturuldu 15

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön